
Pat.. !Bir arı düştü önüme. Sersemlemiş belli. Ama o an fark ediyorum içimde garip bir sevinç. Allah Allah sevinç mi? Arı düştü ! Sersemledi ! Uçamıyor, eee sevinç ne alaka?düşünceler düşünceler..! Tam vicdan azabı çekme aşamasına ulaşmak üzereyken şükür ki cevabı buluyorum: gözlem yapacak olma fırsatı. Üniversitenin bahçesinde oturuyorum arkadaşımı bekliyorum bir arı düştü önüme ve arkadaşımın gelmesine daha çok var. İşte tam bir fırsatlar üstü fırsat. Kendimi kandırdığımı biliyorum ama vicdanın sesini susturmanın başka yolu yok gibi. Sevinç galip. Düşüncelerimden sıyrılma çabasına girip bilim adamı edasına bürünüp tekrar başlıyorum izlemeye. İçimdeki sevinç duygusu tüm olaya hakim. Arı gidip geliyor defterimle önüne engel koyma çabasına giriyorum yönünü değiştirmek için. Bilim adamıyım ya arıyı deniyorum kendimce herhalde. Neyse bakıyorum hiç uçamıyor gerçekten ve arının hareketlerinin gittikçe yavaşladığını fark ediyorum. Sersemlemiş arı ama gittikçe kendine gelmesi lazım değil miydi ya hu? İşte bilim adamı edasında olup çok şey bilmenin zararını hissediyorum o an ve arının arkasına bakıyorum: iğnesi yok..! öfkeli arı sonunu hazırlamış, keskin sirke küpüne zarar vb bir sürü atasözü aklımda fakat belki de sadece kendini savunuyordu.önyargı işte. Ve beklenen an: arı tamamen durur.. o an ne atasözü kaldı ne bilim adamlığı yemişim bilim adamlığını. Tüyler diken diken ve sımsıcak havada hissettiğim ürperti. Ölümün sert yüzü belki klasik ifadesiyle ama sert demek insafsızca geliyor bana kime göre sert? Bazısına düğün değil miydi ölüm? yinemi kendimi kandırmaca ?
Düşüncelerimden beni sıyıran şey : arkadaşımın gelmesi. “Furkan” diye başlayan konuşmamda bir çırpıda olanları anlatıyorum. Ve bilmişlikle -iğnesini sokmuş birine ondan öldü demeyi de ihmal etmiyorum. Gülerek gelmiş olan Furkan büyümüş gözlerle bana bakmakta. Ve tekrar ölümün sert yüzü. Onu da vurmuş biranda. Galiba ona da düğün değilmiş. Saklayalım mı? Diyor biranda –bize her baktığımızda ölümü hatırlatsın. Ölümü hatırlatmak mı? Neden niye? Ölümü durmadan hatırlama isteği? Anlamaya çalışıyorum. Ve – ismini de koyalım arının hatta diyor. – mevt olsun senin gibi..! ölüm demek ya hani. Külli Nefsin Zaikatül mevt ( her nefis birgün ölümü tadacaktır).. bunlarıda ekliyor arkasına. Aklımın küçük bi köşesinde acaba bendemi ölümü hatırlatıyordum sorusu ama asıl düşündürenler farklı beni. Niye ölümü hatırlamak ? her gününü o gün ölecekmiş gibi yaşa klasik sözü geliyor aklıma birden ve klasik ama derin be abi bu söz diyorum. Ölümün düğün olması yolu diye de ekliyorum kendimce. Ve bir yol açıldı galiba ve tekrar içime dolan sevinç hissi. Tamam diyorum süper bir fikir. Ölümümüzü düğün yapacak bir yol. Arının ölümü bizim düğünümüze vesile olacak ne ulvi amaç diyorum arı bilse ne sevinirdi. Ama bir tezatlıkta var ölüm? sevinç? Düğün?
Ve kütüphaneye gidiyoruz ders çalışmamız gerektiğini düşünerek. Fakat gözüm arıda ve ölüm üstüne düşünceler içimdeki garip sevincin nedeni tezatlıklar vs. aklım karışıyor o sırada garip bir şey oluyor tabi bence garip: arı hareket ediyor tekrardan. İçimdeki sevincin yok oluşunu izliyorum resmen. Arı niye hareket ediyor ? iğnesi yok ama? Serzenişler.. furkanda şaşırmış ama yapcak bişey yok arıyı salıyoruz pencereden. Sonra Furkan birden – ben duymuştum bir yerden arılar bazen böyle ölmüş gibi olsa da güneş ışığında enerjisini tekrar toplayıp uçarmış. Sıkıyorda olabilir diyorum içimden ama dedikleri çıktı sonuçta. Kabullenmek lazım. Benden daha bilim adamıymış Furkan. O eda ona daha çok yakıştı şimdi.kıskançlık hissi. Fakat onu geçtim asıl içimi kaplayan bir üzüntü hissi var bu sefer. Bu tezatı hiç çözemem galiba. Arı yaşıyor uçtu ve ben üzgünüm. Yinede küçük bir fikrim var: o bizim ölümümüzün düğün olmasını sağlayacaktı. O yüzden o yüzden..
Ve ders çalışmayı da bıraktım eve doğru yol almaya başladım. Tabi ki etrafıma özellikle bakıyorum belki bir arı düşer diye. İlla düğün illa düğün..!
Arı düşer uçamaz ölür sanırım sevinirim. Arı hareket eder yaşar uçar üzülürüm. Tezatlıklar içinde duygular. Ama hepsinin kendimce manası var.
İnsan ne garip şey. Vesselam..
Düşüncelerimden beni sıyıran şey : arkadaşımın gelmesi. “Furkan” diye başlayan konuşmamda bir çırpıda olanları anlatıyorum. Ve bilmişlikle -iğnesini sokmuş birine ondan öldü demeyi de ihmal etmiyorum. Gülerek gelmiş olan Furkan büyümüş gözlerle bana bakmakta. Ve tekrar ölümün sert yüzü. Onu da vurmuş biranda. Galiba ona da düğün değilmiş. Saklayalım mı? Diyor biranda –bize her baktığımızda ölümü hatırlatsın. Ölümü hatırlatmak mı? Neden niye? Ölümü durmadan hatırlama isteği? Anlamaya çalışıyorum. Ve – ismini de koyalım arının hatta diyor. – mevt olsun senin gibi..! ölüm demek ya hani. Külli Nefsin Zaikatül mevt ( her nefis birgün ölümü tadacaktır).. bunlarıda ekliyor arkasına. Aklımın küçük bi köşesinde acaba bendemi ölümü hatırlatıyordum sorusu ama asıl düşündürenler farklı beni. Niye ölümü hatırlamak ? her gününü o gün ölecekmiş gibi yaşa klasik sözü geliyor aklıma birden ve klasik ama derin be abi bu söz diyorum. Ölümün düğün olması yolu diye de ekliyorum kendimce. Ve bir yol açıldı galiba ve tekrar içime dolan sevinç hissi. Tamam diyorum süper bir fikir. Ölümümüzü düğün yapacak bir yol. Arının ölümü bizim düğünümüze vesile olacak ne ulvi amaç diyorum arı bilse ne sevinirdi. Ama bir tezatlıkta var ölüm? sevinç? Düğün?
Ve kütüphaneye gidiyoruz ders çalışmamız gerektiğini düşünerek. Fakat gözüm arıda ve ölüm üstüne düşünceler içimdeki garip sevincin nedeni tezatlıklar vs. aklım karışıyor o sırada garip bir şey oluyor tabi bence garip: arı hareket ediyor tekrardan. İçimdeki sevincin yok oluşunu izliyorum resmen. Arı niye hareket ediyor ? iğnesi yok ama? Serzenişler.. furkanda şaşırmış ama yapcak bişey yok arıyı salıyoruz pencereden. Sonra Furkan birden – ben duymuştum bir yerden arılar bazen böyle ölmüş gibi olsa da güneş ışığında enerjisini tekrar toplayıp uçarmış. Sıkıyorda olabilir diyorum içimden ama dedikleri çıktı sonuçta. Kabullenmek lazım. Benden daha bilim adamıymış Furkan. O eda ona daha çok yakıştı şimdi.kıskançlık hissi. Fakat onu geçtim asıl içimi kaplayan bir üzüntü hissi var bu sefer. Bu tezatı hiç çözemem galiba. Arı yaşıyor uçtu ve ben üzgünüm. Yinede küçük bir fikrim var: o bizim ölümümüzün düğün olmasını sağlayacaktı. O yüzden o yüzden..
Ve ders çalışmayı da bıraktım eve doğru yol almaya başladım. Tabi ki etrafıma özellikle bakıyorum belki bir arı düşer diye. İlla düğün illa düğün..!
Arı düşer uçamaz ölür sanırım sevinirim. Arı hareket eder yaşar uçar üzülürüm. Tezatlıklar içinde duygular. Ama hepsinin kendimce manası var.
İnsan ne garip şey. Vesselam..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder