Sorunları konuşmak yerine onların üzerini kapatıyoruz, halının altına süpürüyoruz, ortalıkta görünmeyince sorun yok zannediyoruz. Ya susuyoruz, ya da çözümden çok uzak şeyler konuşuyoruz.emperyalist, kapitalist, az biraz faşist, birazcık da kominist ve her "ist" ten 3'er gr.. öztürkçesiyle "su kabı"...bu mu yani ? hee..bu !
22 Ekim 2011 Cumartesi
dememek, diyememek, yanlış demek
Sorunları konuşmak yerine onların üzerini kapatıyoruz, halının altına süpürüyoruz, ortalıkta görünmeyince sorun yok zannediyoruz. Ya susuyoruz, ya da çözümden çok uzak şeyler konuşuyoruz.17 Ekim 2011 Pazartesi
Mor Kazak
Girdim kapıdan, bir göz attım sınıfa
Üstümde mor kazak, yürüyecem aşka
Sen diyeceğim, benimsin, benim
Alacağım elini elime, patlayacak kalbim.
Ortalarda bir yerde, sağ yanda oturmuş
Elinde kitap, kulakta kulaklık, okurmuş
Gibi yapıyor, herkes gibi zaman geçirmeye
Çalışıyor belki de, bence onun kafası bende
Sesimi duyunca “selam naber?” diyeceğim
Gülümserse eğer acep diz mi çökmeliyim?
Ve başlayabilirsem konuşmaya diyeceğim;
“Niye olmasın, sen ve ben, çay içsek bari
Kantinden çıkınca ellerimiz bir olsa yani
Aşık olsak, maşuk olsak, canan olsak
Ben oldum da bunları, sen de diyorum hani…”
Boğazım düğümlenirse ne yaparım, bilmiyorum
Şimdiden titreyen el ayak beni tutmazsa diyorum
Anlar mı acep daha yüzümü görünce
Anlasa anlardı herhalde yüzümden
Her gün karşısında eridikçe…
Palas pandıras gidiyorum yanına, tek
Kaldırıp kafasını bakıyor yüzüme
Gözlerini az indirip “mor” diyor “en sevdiğim renk”
Önündeki sıraya oturup dönüyorum arkamı
Baksana diyorum bir çay içsek mi ne dersin?
2’şer şekerli, açık/demli, acep nasıl seversin?
“Sağol” diyor, yeni içtim, hadi derse geçelim
Hoca girer, işler Allah işler, sorular bana yağar
Cevap yok, of puf, bir kalp çarpıntısı tutar.
Önce elim kalkıyor ve Hoca “buyur” diyor
Ayağa kalkıp bakınıyorum, herkes de bana bakıyor
Arka sıraya dönüp gözlerini ararken
O çok utanmış olacak gözlerini kaçırıyor.
İstemsiz bağırıyorum “Bir çay içelim mi nolur”
Yüzü önce kazağımın rengi gibi mor sonra kırmızı
Saf hocam ne dese beğenirsin “ikinizde dışarı”
Kapının önünde bulunca kendimizi pek sinirli bir bakış üstümde
2 adımda yanımda, kalbimde çarpıntı, yanma var içimde
Sıkıyor yumruğunu, korkuyorum, indirecek yüzüme
Derken sarılıyor sımsıkı ve hayli hüzünlüce
2-3 gözyaşı sonra hafif gülümseme
“Ben” diyorum “nasıl da yaktım sana abayı”
“Sen” diyor, “Sersem şey… Hadi içelim şu çayı”