15 Ekim 2011 Cumartesi

İYİLİK HALİ













Bugün üzerimde bir iyilik hali var. Mesela sabah bir dilenciye 10 lira verdim. Yemek yediğim yerdeki garsona iltifat ettim. Bir çocuğun başını okşadım. Yaşlı bir kadının poşetlerini taşıdım beşinci kattaki evine. Ve en önemlisi de yüzü asık birine gülümsedim.

Kuyuya bir ip attım Yusuf için. İbrahim için su taşıdım ateşe. Nuh'un gemisine vardım aşureye bir avuç üzüm attım. Leyla'ya haber saldım Mecnun için. Ferhat'la kürek salladım bir kaç saat. Tarihin bilmem hangi devrinde yolda kalmış birine aş verdim.

Bir köpeğe su verdim ismi Kıtmir olan. Şarkılar söyledim, kırlarda gezdim, kuşlarla konuştum. Uzak manzaraları izledim. Ufuktaki geleceğe baktım umutla. Güneşi seyrettim, herkese sıcaklığını karşılıksız dağıtan güneşi.

Akşam eve vardım ne göreyim. Salonda bir güvercin oturmuş, ağzında bir gülle misafirim olmuş. Beni biraz süzdükten sonra dile geldi. ''Ben iyilik meleğiyim, dile benden ne dilersen'' dedi. Güldüm. Daha fazla iyilik diledim.

11 Ekim 2011 Salı

Selam..Naber ?


Selam naber? İle başlar çoğu muhabbet. Ve ardından vaziyete göre muhabbeti koyulaştırmaya dayalı sorularla devam edilir. Karşıdaki kişi “tav”lanmaya çalışılıyorsa – bu tav sözcüğüne tav oluyorum. – genellikle kişi komik, esprili, canayakın ve az biraz da entel görünmeye çalışır ki karşıdaki daha çabuk yola gelebilsin. Olmadık şekillere girilir, kesinlikle lanlı lunlu konuşulmaz, laf aralarına canım, cicim ve türevleri eklenir. Karşı tarafta anlar aslında muhabbetin nereye kaydırılmak istendiğini ama herşey olması gerektiği gibi olsun diye o da oyuna uyum sağlamayı tercih eder. İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa anlaşırmış. Direk muhabbete girilse halbuki karşı tarafın gönlü olsa dahi ters davranma ihtimali yüksektir. “Vakıa-ı Filiz”* de olumsuz bir sonuç alındıysa muhtemelen bu sebepledir. Başarılı olundu zannedilen bu tür işlerde başarı yerini yavaşça başarısızlığa bırakır çünkü atasözlerinden devşirirsek “alışmadık yüzde maske durmaz”. Yani misafir görmesin diye halının altına süpürdüğün lan-lun, sıkıcı veyahut cahil kimlikler gün gelir çıkar meydane, o zaman gör iki aşık birbirinden merdane! Biri here biri kara, ikisinin de zoru para. Alta geldim diye erinme, üste çıktım diye şişinme, alta gelirsen apış, üste çıkarsan yapış…

Selam naber? İle başlar çoğu muhabbet. Duruma göre ilişkileri bitirmek için yapılan muhabbetlerde böyle başlar. Hemen hemen benzer süreçler tekrarlanır. Olmadık şekillere tekrar girilir çünkü bitirmek nerdeyse başlamak kadar zordur. Bekarın karı boşamasına benzemez, bitti deyince bitmez. Süt dökmüş kedi gibi davranılır, karşı tarafın nekadar üzüleceği tahmin edilerek alttan alınır, laf pat diye söylenmez de yavaş yavaş o noktaya getirilir ve yine iki tarafta muhabbetin ne şekilde sonuçlanacağını tahmin etmekle birlikte oyunu kurallarına göre oynarlar.

Selam naber? İle başlar çoğu muhabbet ancak bu şekilde bitmez hiçbiri. Adı dengesize çıkar yoksa, ki bu da bir insanın içten içe kendini korkuttuğu bir faktördür. “Ya bu insanlar beni normal olarak görmezlerse” korkusudur bize oyunu kurallarına uygun oynatan. Ve aslında insanlar gizliden anlaşmış olmalarının üzerine konuşurlar, yoksa konuşmaları üzerine anlaşmalar pek nadirdir. Bir ilişki kurmak isteyen 2 insanın ruhları başta birbirine uyum sağlamıştır zaten.

*Vakıa-ı Filiz: Facebook ta yaşanan ve sonra tüm internet âleminde alay konusu olan Filiz olayı. +13’tür. Resim için : http://bit.ly/nwFn5z

**Yazı biraz ağır oldu düşüncesiyle kısa kestim, belki yazılacak şeyleri ilerde 2. bir yazıda toplarım. Selametle.

Unutmadan, selam… naber?