
Sabah 12de kalkmış olmanın mutluluğu üstümde. Niye mutluluk ? Diyorum ki içimden bu sefer iyice dinlendim galiba sonuçta da hafta sonu değil mi? Sanki hafta sonu böyle çok uyuyunca hafta içi erken uyanmak kolaylaşacak kanısı var içimde. Ama yanıldığımı da biliyorum galiba. Kendimi kandırdığımı bile bile kandırmak. Velhasıl Sincan’a gitmem gerekli ve koyuluyorum yola. Bineceğim minibüste sadece 1 yer kalmış ve hemen kapıyorum orayı da. Başımı telefonuma gömüyorum ve kimseyi görmemezlikten gelme hallerine giriyorum. Birazcık kiloluca bir bayan hemen önümde fakat görmüyorum. İçimden bir ses zaten “buraya gelirken de çok yürüdün yorgunsun sen” demekte. Hemen içimden kendimi savunma halleri var üstümde. Galiba diyorum insan bir bahane üretmeli ki içinde barışık kalabilsin. Ya da yanılıyorum insan içinde asıl kendine karşı dürüst olmalı. Yaptığım uygun değil hiç etikte değil ama canım böyle yapmak istiyor. Bunumu demeliyiz bahanemi bulmalıyız ikilemi sarmış dört bir tarafımı. Aklıma kiloluca olan bayan acaba ne düşünüyordur hakkımda sorusu geliyor birden. Çok mu önemli? Galiba önemli benim için. Ve düşünüyorum da hiç iyi şeyler düşünmüyordur. Ama içimde anlamsız bir inat. Kalkmayacağım bu sefer. Bir gün önce arkadaşlarla bu konuyu konuşmuşuz ve demişiz ki: başına gelip “ayıp ayıp yer ver” diyen “gençlik ölmüş” manasında sözler söyleyen insanlar nereden biliyorlar ki belki oturan kişinin oturmaya ondan daha çok ihtiyacı var veya o gün çok kötü bir gün geçirdi vs. ama sorun şurda ki ben o kapsama girmiyorum galiba. Kendimi savunma çabalarım yine başarısız. Fakat oturacağım arkadaş yapacak bir şey yok. Belki de kendimce o anlamsız bakışları ve o “yer vermelisin” duruşlarını protesto etmekteyim. Bu düşünce inat yaptığım konuya bir anlam katıyor. Demek ki diyorum altında anlamlı bir şey varmış ki yapıyoruz, arkadaş biz boş iş yapmayız havası ve tabi bir kendini beğenmişlik. Minibüs boşalıyor vicdan azabı hemen geçiyor ve ortada protesto edecek bir şey kalmıyor. Sonuç olarak ikilemler, bahaneler, vicdanı susturmalar, kaldırmalar, konuşturmalar biranda sona eriyor. İneceğim durak geliyor. Düşüncelerimden sıyrılıp her şeyi unutuyorum. Artık tek düşüncem hedefe yürümek. Belki de diyorum çok düşünmek iyi değildir. Kim bilir belki de? Ama ne gelir elden?
Günün sonunda bir karar veriyorum. Artık içimdeki iktidar yaptıklarına bir bahane üretemesin diyorum. Bir muhalefet olsun, sağlam bir muhalefet, bahane bulma desin. Şunu şunu yaptın. Yaptığım iyilikleri bile içimden geldiği için yapayım diyorum. Ya da içimden o iyiliği yapmak gelmiyorsa hiç yapmayayım. Baskı olmasın iyiliğin nedeni. Ya da içimde ki bahane üretme kaygısı hiç olmasın. Bu daha anlamlı olsa gerek. Ama mümkün müdür bilemem dostlar.
Yoksa bu da mı yapmayacağım iyiliklere bir bahane üretme kaygısıdır? İşte onu hiç bilemem...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder